Her şey hızlanırken durup soluklanabilmek, belki de çağımızın en büyük becerisi. "Yavaş hayat" hareketi neden bu kadar ilgi çekiyor?
Sabahtan akşama ne yaptığımı düşündüm. E-posta, toplantı, e-posta, sosyal medya, haber takibi, toplantı. Arada öğle yemeği; yarım saat, telefonda. Akşam yorgun, ama bitmemiş gibi hissederek.
Bu tempo artık "normal" sayılıyor. Verimlilik kültürü, her boş dakikayı doldurmak gerektiğini söylüyor. Nihayet bir an boş kaldığınızda bile telefonunuzu alıyorsunuz.
"Yavaş hayat" hareketi tam bu noktada doğdu. Yemekten tatile, işten ilişkilere kadar hayatın her alanında bilinçli bir yavaşlamayı öneriyor.
Yavaşlamak tembellik değil. Aksine, dikkatli ve kasıtlı yaşamak demek. Bir kitabı aceleyle bitirmek yerine üzerinde düşünmek. Bir sohbeti yarım bırakmak yerine tamamlamak.
Bu hafta bir şeyi yavaşlatın. Hangisi olduğu önemli değil. Sadece bir şey. Belki oradan başlar her şey.


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!