Hazar Savunma Havacılık ve Uzay Sanayi ile Tüssaf Savunma Sanayi ve Silah Fabrikaları A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Teoman Yıldırım, savunma sanayisinin yalnızca askeri bir alan olmadığını, aynı zamanda teknolojik gelişim, ekonomik büyüme ve ulusal bağımsızlığın en önemli unsurlarından biri olduğunu belirtti. Yıldırım, savunma sanayisinin kara, hava, deniz ve siber güvenlik alanlarında ihtiyaç duyulan sistemlerin geliştirilmesini sağlayan stratejik bir sektör olduğunu ifade etti.
ANKARA - BHA Hazar Savunma Havacılık ve Uzay Sanayi ile Tüssaf Savunma Sanayi ve Silah Fabrikaları A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Teoman Yıldırım konuya ilişkin çeşitli açıklamalarda bulundu. Hazar Savunma Havacılık ve Uzay Sanayi ile Tüssaf Savunma Sanayi ve Silah Fabrikaları A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Teoman Yıldırım, ''Savunma sanayisi, bir ülkenin kara, hava, deniz ve siber güvenliğini sağlamak amacıyla ihtiyaç duyduğu silah sistemleri, mühimmat, araçlar, yazılımlar ve teknolojilerin geliştirilip üretildiği stratejik bir endüstri koludur.
Bu sanayi, sadece askeri amaçlı değil, aynı zamanda teknolojik gelişimin ve yenilikçiliğin önemli bir motorudur. Kamu kurumları ile özel sektör kuruluşları arasında sıkı bir iş birliği gerektiren bu sektör, hem iç pazarda hem de uluslararası arenada etkin bir şekilde faaliyet gösterir.
Savunma sanayisi, sadece mevcut tehditlere karşı değil, gelecekte ortaya çıkabilecek risklere karşı da hazırlıklı olmayı mümkün kılar.'' dedi. Teoman Yıldırım, ''Savunma sanayisi, bir ülkenin egemenliği, bağımsızlığı ve uluslararası arenadaki saygınlığı açısından hayati önem taşır.
Bu sektör, askeri kapasitenin güncel tutulmasını, modernizasyon süreçlerinin sürdürülebilirliğini ve savaşan güçlerin etkinliğini artırmayı sağlar. Ayrıca, dışa bağımlılığı azaltarak karar alma süreçlerinde bağımsızlığı güçlendirir.
Kriz anlarında ihtiyaç duyulan araç ve sistemlerin hızlıca temin edilmesini mümkün kılan yerli savunma altyapısı, ulusal güvenliğin temel dayanaklarından biridir.
Stratejik bir sektör olması, savunma sanayisini devlet politikalarının merkezine yerleştirir.'' ifadelerini kullandı. Yıldırım, ''Teknoloji, savunma sanayisinin kalbinde yer alır.
Yapay zeka, makine öğrenmesi, büyük veri analizi, ileri malzeme teknolojileri ve siber güvenlik alanlarındaki gelişmeler, modern savunma sistemlerinin temel yapı taşlarını oluşturur.
Otonom araçlar, insansız hava araçları (İHA'lar), lazer silahlar ve elektromanyetik sistemler gibi yenilikçi çözümler, savunma sanayisini sürekli olarak dönüştürmektedir.
Bu teknolojiler sayesinde savunma sistemleri daha az insan gücüne ihtiyaç duyar, daha isabetli sonuçlar üretir ve daha geniş operasyonel kabiliyetler sunar.
Teknolojik gelişmeler ayrıca simülasyon, test ve bakım süreçlerini de daha verimli hale getirir.'' ifade etti. Yıldırım, ''Savunma sanayisi, sadece güvenlik sağlamakla kalmaz; ekonomik büyümeye de önemli katkılarda bulunur.
Yüksek teknoloji üretimi, nitelikli iş gücü istihdamı ve ihracat potansiyeli ile ekonominin dinamizmini artırır. Ar-Ge harcamalarının büyük bir kısmı bu sektöre ayrıldığı için yenilikçi teknolojilerin ortaya çıkması hızlanır.
Yerli üretim kabiliyeti, dış ticaret açığının kapanmasına yardımcı olurken, uluslararası pazarlarda yer almak da döviz kazancı sağlar. Savunma ürünlerinin lisanslı üretimi, yerli şirketlerin küresel oyuncular haline gelmesini teşvik eder.'' dedi.
Yıldırım, ''Güçlü bir savunma sanayisine sahip olmak, potansiyel tehdit unsurlarını daha ortaya çıkmadan bertaraf etmek anlamına gelir. Etkili bir caydırıcılık, karşı tarafın saldırgan planlarını gözden geçirmesine neden olur.
Bu bağlamda modern ve işlevsel savunma sistemleri, uluslararası alanda ülkenin güvenilirliğini ve prestijini artırır. Aynı zamanda bu sistemler, hem askeri hem de sivil kriz senaryolarında etkin kullanılabilir.
Bölgesel istikrarın korunmasında caydırıcılık, barışın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşır.'' söyledi. Yıldırım, ''Savunma sanayisi, küresel düzeyde iş birliklerine açık bir sektördür. Çok uluslu projelere katılım, teknoloji paylaşımı ve bilgi transferi açısından büyük avantajlar sağlar.
Bu tür ortaklıklar, hem savunma kapasitesini artırır hem de diplomatik ilişkileri güçlendirir. NATO, AB ve benzeri uluslararası kuruluşlarla yapılan iş birlikleri, ülkelerin stratejik konumunu güçlendirir.
Ayrıca savunma fuarları ve teknik platformlar, yerli üreticilerin dünyaya açılmasını ve iş ağlarını genişletmesini kolaylaştırır. İş birlikleri aynı zamanda savunma sanayisinde standartların ve kalite kriterlerinin yükseltilmesine de katkı sağlar.'' dedi.
Teoman Yıldırım yerli ve milli üretim, savunma sanayisinde dışa bağımlılığın azaltılması açısından temel bir stratejidir. Üretim süreçlerinin ülke içinde gerçekleştirilmesi, olası ambargo ve yaptırımlara karşı bir güvence sunar.
Aynı zamanda kritik teknolojilerin yerlileştirilmesi, uzun vadeli teknoloji politikalarının başarısını belirler. Yerli üretim, sadece ürünlerin değil, bilgi birikiminin ve insan kaynağının da yerli olmasını sağlar.
Bu durum, savunma projelerinde sürdürülebilirliği artırır, dış kaynaklara olan ihtiyaçları minimize eder ve ulusal stratejilere tam uyum sağladığını ifade etti.


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!