Spor yazarı Ömer Gürsoy, ''Türk tenisi dama çıkabilecek mi?'' adlı köşe yazısında Türk tenisinin mevcut yapısını mercek altına aldığı yazısında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Spor yazarı Ömer Gürsoy, Türk tenisinde yeni bir elbise zamanı olduğunu belirtti. Gürsoy, Mevlana'nın "Yüz ayak merdivenin iki ayağı noksansa, dama çıkmak isteyen çıkamaz" sözünü hatırlatarak, Türk tenisinin hikâyesinin buna benzediğini söyledi. Yıllardır tesislerin yapıldığını, turnuvaların alındığını, organizasyonların düzenlendiğini, sponsorlukların kovalandığını ve toplantıların yapıldığını ancak son iki basamağın eksik olduğunu kaydetti. Gürsoy, Türk tenisinde sorun yetenek değil, para değil, tesis değil, doğrudan zihniyet olduğunu belirtti.Türk tenisinin köklü bir mirasa sahip olduğunu, 1910'da Cumhuriyet'ten önce bu topraklarda tenis oynandığını, Anadolu'ya yayıldığını, şehir kulüpleri kurulduğunu ve devlet ile belediyelerin en kıymetli arsalarını tenis kulüplerine tahsis ettiğini kaydetti. Gürsoy, devlet desteğinin, aile fedakârlığının, kulübün ve kortların olduğunu ancak sporcu yetiştiremediklerini söyledi. Antrenörlerin mentor, psikolog ve kariyer mimarı olması gerektiğini ancak çoğu zaman günü kurtaran bir memur gibi davrandıklarını kaydetti. Gürsoy, uluslararası oyuncu beklemenin hayal olduğunu, asıl kaybın sporcu değil, akıl olduğunu ve birikim kaybettiğimizi söyledi.
Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'da tenis bursuyla okuyan, dili olan, turnuva kültürü kazanmış 80-85 gencin olduğunu, Türkiye'de de benzer geçmişe sahip 40-50 tenisçinin olduğunu ancak bu gençlerin tenisi bıraktığında yok olduğunu kaydetti. Gürsoy, bir planın olup olmadığını, yazılı bir modelin olup olmadığını sordu. Kanada, Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde her şeyin açık olduğunu, nasıl sporcu yetiştirdiklerini, nasıl antrenör geliştirdiklerini bildiklerini kaydetti. Gürsoy, Türk tenisinde sorun detayda değil, tasarımda olduğunu, füze değil, tasarıma ihtiyacımız olduğunu söyledi. Türkiye Cimnastik Federasyonu'nun sistemli bir akademi modeli uyguladığını, Federasyon Başkanı Suat Çelen'in antrenörü tesadüfe bırakmayan bir yapı kurduğunu kaydetti. Gürsoy, başarıyı şansa değil, tasarıma bağladıklarını, beklemiyor, planlıyor, yetiştiriyorlar dedi.
Türk tenisinin yamalı tamirata değil, baştan aşağı yeni bir elbiseye ihtiyacı olduğunu, yeni elbiseyi kimin dikeceğini sordu. Gürsoy, Türkiye Tenis Federasyonu'nun cevabı olabileceğini, federasyon başkanı Şafak Müderrisgil'in CEO gibi çalıştığını, çıtayı yukarı koyduğunu kaydetti. Gürsoy, artık mutfağa inme zamanı geldiğini, çiftçilik zamanı olduğunu, sporcuyu yetiştirme zamanı olduğunu söyledi. Elimizde hazır bir jenerasyon olduğunu, doğru bir akademi sistemi kurulursa, bilimsel antrenör eğitimi verilirse, bu gençlerin kısa sürede üst düzey antrenörlere ve spor profesyonellerine dönüşeceğini kaydetti. Gürsoy, tenisin gerçek gücünün buradan doğacağını, tenisin betonla değil, insanla büyüyeceğini ve kaderi değiştirecek olan dışarıdan bir kurtarıcı değil, kendi yetiştirdiğimiz insanlar olacağını söyledi.





Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!