/ Siyaset Haberleri / Prof. Dr. Zakir Avşar: ''Fenomenlik arzuları karşısında devlet ciddiyeti ve kurumlara güven''

Prof. Dr. Zakir Avşar: ''Fenomenlik arzuları karşısında devlet ciddiyeti ve kurumlara güven''

MANŞET
0

Akademisyen ve Haber7 yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, ''Fenomenlik arzuları karşısında devlet ciddiyeti ve kurumlara güven'' adlı yazısında çeşitli değerlendirmelerde bulundu.

ANKARA - BHA Prof. Dr. Zakir Avşar, ''Fenomenlik arzuları karşısında devlet ciddiyeti ve kurumlara güven'' adlı yazısında şu ifadelere yer verdi: ''Devletin meşruiyeti büyük ölçüde vatandaşın kamu kurumlarına duyduğu güven üzerine inşa edilir.

Hukuk devleti ilkesi, demokratik meşruiyet, hesap verebilir yönetim ve insan haklarına bağlılık gibi temel kavramlar bu güven ilişkisinin kurumsal zeminini oluşturur. Ne var ki güven kanun metinlerinden çok daha geniş bir anlam taşır.

Toplum devleti normatif düzenlemeler üzerinden değerlendirdiği kadar devlet adına yetki kullanan kişilerin davranışları üzerinden de değerlendirir. Vatandaşın gözünde devlet çoğu zaman soyut bir örgütlenme biçimi değildir.

Öğretmenin sınıftaki tavrı, hâkimin duruşmadaki tutumu, polis memurunun sokaktaki davranışı, kaymakamın hitabı, valinin kılık kıyafeti ve temsil biçimi ve kamu görevlisinin gündelik hayattaki görünürlüğü ile somutlaşır.

Bu nedenle kamu görevlisinin bireysel davranışları ile devletin kurumsal itibarı arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu kabul etmek gerekir. Dijital iletişim teknolojileri bu ilişkiyi daha önce görülmemiş ölçüde görünür hâle getirmiştir.

Sosyal medya platformları bireylerin düşüncelerini anlık biçimde milyonlarca kişiye ulaştırabildiği, sınırların büyük ölçüde ortadan kalktığı yeni bir alan üretmiştir. Bu alan klasik anlamda özel hayat ile kamusal hayat arasındaki ayrımı önemli ölçüde belirsizleştirmiştir.

Bir kamu görevlisinin mesai sonrasında yaptığı paylaşım ertesi gün görev yaptığı kurumun itibarını etkileyebilmekte, kişisel hesabından yayımladığı bir görüntü temsil ettiği makamın ciddiyeti hakkında toplumsal kanaat oluşturabilmektedir.

Böyle bir ortamda kamu görevlisinin dijital ortama yansıyan davranışlarını sıradan bireysel tercihler kapsamında değerlendirmek, “onun da hobileri, zevkleri olabilir” kabilinden bir tolerans alanı talep etmek kamu yönetiminin dönüşen niteliğini gözden kaçırmak anlamına gelir.

Kamu görevlilerinin sosyal medya kullanımı veya sosyal medyaya yansıyan halleri etrafında ortaya çıkan tartışmalar bu dönüşümün ulaştığı boyutu açık biçimde göstermektedir.

Son dönemde ortaya çıkan gelişmeler kamu görevlilerinin sosyal medya kullanımının disiplin hukukunu aşan, kurumsal temsil ve kamu güveniyle doğrudan ilişkili bir mesele olarak ele alındığını göstermektedir.

Bu nedenle tartışmanın odağında sosyal medya değil dijital çağda devlet otoritesinin nasıl temsil edileceği sorusu bulunmaktadır. Kamu görevi özel hukuk ilişkilerinden farklı bir hukuki ve ahlaki statü meydana getirir.

Devlet adına yetki kullanan kişi görevini yerine getirirken kamu gücünü temsil eder ve bu temsil görevi mesai saatleriyle sınırlı teknik bir faaliyet değildir. Kamu hukukunda yetki kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla emanet edilmiş bir sorumluluk olarak kabul edilir.

Bu anlayışın doğal sonucu kamu görevlisinin davranışlarının sıradan vatandaşlardan daha yüksek etik ölçütlere göre değerlendirilmesidir. Çünkü devlet adına hareket eden kişi, sahip olduğu yetkiden bağımsız düşünülemez.

Makamın itibarı ile makamı işgal eden kişinin davranışları sürekli etkileşim içindedir. Siyaset biliminin ve kamu yönetimi teorisinin klasik eserleri incelendiğinde, devlet otoritesinin görünür yüzünü oluşturan unsurun bürokratik teşkilat olduğu görülür.

Max Weber'in rasyonel-hukuki otorite teorisi kamu görevlisinin kişisel özelliklerinden çok makamın kurumsal niteliğine vurgu yapar. Makam kalıcıdır ama kişiler değişir. Devlet süreklilik ilkesine dayanır, bireyler geçicidir.

Bu nedenle kamu görevlisinin davranışlarının kişisel tercihler, hobiler olarak değerlendirilmesi belirli bir noktaya kadar mümkündür. O davranışlar temsil edilen makamın saygınlığına etki ettiği anda bireysel alan sona erer ve kamusal sorumluluk başlar.

Sosyal medya kullanımı veya sosyal medyaya yansıyan tutum ve davranışlar ise bu sınırın en fazla tartışıldığı alanlardan biridir. Keza, dijital platformların çalışma mantığı ile kamu hizmetinin mantığı arasında belirgin bir farklılık bulunmaktadır. Sosyal medya ekonomisi dikkat çekmeyi ödüllendirir.

Algoritmalar, görünürlüğü artıran içerikleri öne çıkarır. Sıra dışılık, mizah, duygusal yoğunluk, kutuplaştırıcı söylem ve kişisel teşhir, etkileşimi büyüten araçlar hâline gelir. Fenomen kültürü bu mekanizma üzerine kuruludur.

Takipçi sayısı, beğeni oranı, izlenme istatistikleri ve erişim kapasitesi, dijital dünyann başarı ölçütleri arasında yer alır. Kamu hizmetinin başarı ölçütleri ise bütünüyle farklıdır.

Hukuka bağlılık, tarafsızlık, ölçülülük, güvenilirlik, öngörülebilirlik, devletin mehabeti, vakar ve kurumsal sadakat, kamu yönetiminin temel ilkelerini oluşturur. Bu iki dünyanın değer sistemleri büyük ölçüde farklı yönlere işaret eder. Birinde görünür olmak amaçtır diğerinde güven vermek esastır.

Birinde bireysel kimlik ön plana çıkar diğerinde kurumsal kimlik öne geçer. Birinde dikkat çekmek başarı olarak kabul edilir diğerinde dikkat çekmemek çoğu zaman kurumsal olgunluğun göstergesi sayılır.

Bu nedenle kamu görevlisinin dijital platformlarda popülerlik arayışını mesleki görünürlük çabası şeklinde açıklamak kamu hizmetinin kurumsal niteliğini yeterince dikkate almayan eksik bir değerlendirme olur.

Burada ifade özgürlüğü ile temsil sorumluluğu arasındaki ilişkinin dikkatle ele alınması gerekir. Demokratik hukuk devletlerinde kamu görevlileri de temel hak ve özgürlüklerden yararlanır. Düşünceyi açıklama özgürlüğü, demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından biridir.

Bununla birlikte kamu görevlisinin ifade özgürlüğü görevin tarafsızlığını, kurumun saygınlığını ve vatandaşın devlete duyduğu güveni zedelemeyecek biçimde kullanılmalıdır. Bu yaklaşım, özgürlüğü daraltma amacı taşımaz. Kamu hizmetinin niteliğinden kaynaklanan hukuki ve etik sorumlulukları hatırlatır.

Nitekim çağdaş kamu hukuku kamu görevlisinin sahip olduğu yetki arttıkça temsil yükümlülüğünün de ağırlaştığını kabul eder. Bu sebeple üst düzey kamu yöneticilerinden beklenen davranış standartları ile diğer meslek grupları bakımından öngörülen standartlar her zaman aynı düzeyde değildir.

Temsil edilen makam büyüdükçe davranışın kamusal etkisi de büyür. Kamu yönetimi literatüründe uzun yıllardır üzerinde durulan "kurumsal güven" kavramı, dijital çağın en kritik meselelerinden biri hâline gelmiştir. Güven hukuk metinleriyle emredilebilecek bir değer değildir.

Toplumsal gözlem, kurumsal deneyim ve yönetime ilişkin algılar üzerinden zaman içinde oluşur. Kamu görevlisinin dijital dünyaya akseden davranışı bireysel tercih olmanın ötesinde kurumsal güvenin inşasına ya da aşınmasına katkı sağlayan bir unsur niteliği taşır.

Vatandaş devleti tanımaya mevzuatı okuyarak başlamaz, devleti temsil eden kişilerin davranışlarını gözlemleyerek kanaat geliştirir. Dijital platformlar bu gözlem sürecini sürekli ve sınırsız hâle getirmiştir.

Dolayısıyla sosyal medya çağında devletin itibarı fiziksel mekânlarda sergilenen davranışlar kadar sanal ortamda oluşturulan kamusal görünümden de etkilenmektedir.''

Google News'te Takip Et E-Manşet haberlerini Google Haberler'den anında okuyun
YouTube Kanalimiz

Roportajlar, insan hikayeleri, belgeseller...
Binlercesi YouTube kanalimizda.

Abone Ol
Whatsapp Hattı Son dakika haberler için bizi takip edin! 0501 565 85 16
Mobil Uygulama
"

Mobil Uygulamamız Yayında! Binlerce haberden anında haberdar ol, ilgi alanına göre haber oku.

"

Çok Yakında!

Mobil uygulamamız üzerinde çalışıyoruz. Çok yakında App Store ve Google Play'de yayında olacak!