Her yıl milyonlarca genç YKS sınavı için yıllarını harcıyor. Bu sistemin yarattığı psikolojik yük ve alternatifleri üzerine.
Mart ayı, Türkiye'deki lise son sınıf öğrencileri için en yoğun dönemin başlangıcı. Dershanelerden çıkmayan, uyku saatlerini kısaltan, sosyal hayatını tamamen donduran gençler. Bunun adına "hazırlık süreci" diyoruz, ama gerçekte ne yapıyoruz?
YKS sistemi, her ne kadar yıllar içinde değişikliğe uğramış olsa da özünde aynı anlayışla işliyor: tek bir günün tek bir sınavı, bir gencin hayatını büyük ölçüde şekillendiriyor. Bu anlayışın yarattığı stres, psikolojik baskı ve "başaramazsam mahvolurum" hissi, pek çok gençte kalıcı izler bırakıyor.
Türk Psikologlar Derneği'nin yayımladığı raporlar, sınav dönemlerinde adolesan depresyon ve anksiyete vakalarında belirgin artış olduğunu gösteriyor.
Çözüm tek bir noktada değil. Üniversite giriş sisteminin çeşitlendirilmesi, portfolyo değerlendirme, mesleki eğitimin statüsünün yükseltilmesi... Bunlar tartışılıyor ama yavaş ilerleniyor.
Ama bugün, bu köşeden gençlere şunu söylemek istiyorum: Bir sınavın sonucu sizi tanımlamaz. Hayat, tek bir kapıdan ibaret değil.


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!