Betonlaşan şehirlerde yeşil alanlar giderek azalıyor. Oysa bir parkın değeri yalnızca estetik değil; ruh sağlığından hava kalitesine kadar uzanıyor.
Geçen hafta öğle arası küçük bir parka girdim. On beş dakika oturup etrafı izledim. Anneler çocuklarıyla, yaşlılar sohbet ederek, gençler kitap okuyarak... Parkın tüm o kargaşayı durdurduğunu hissettim.
Şehirlerde yeşil alanın önemi bilimsel olarak defalarca kanıtlandı. Yeşile yakın yaşayan insanlar daha düşük stres ve depresyon oranlarına sahip. Ağaçlar şehirlerin ısı adası etkisini azaltıyor, hava kirliliğini sınırlıyor, yağmur suyunu tutuyor.
Türkiye'nin büyük şehirleri bu konuda kötü bir tablo çiziyor. Kişi başına düşen yeşil alan miktarı Avrupa ortalamasının çok altında. İmar planlarında park alanları zaman içinde yapılaşmaya kurban gidiyor.
İyi haber şu: Bazı belediyelerin son yıllarda bu konuya ciddi kaynak ayırdığı görülüyor. Terk edilmiş arsaların parka dönüştürülmesi, çatı bahçeleri, yaya bölgelerinin genişletilmesi gibi adımlar umut verici.
Bir şehrin kalitesi gökdelenlerinden değil, parklarından anlaşılır. Bunu unutmayalım.


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!