Türk kahvesi UNESCO mirası listesinde. Peki biz bu mirasa gerçekten sahip çıkıyor muyuz?
İstanbul'daki ilk kahvehane 1554 yılında açıldı. O günden bu yana kahve, Türk toplumsal hayatının ayrılmaz bir parçası. Siyaset konuşuldu kahvede, şiir yazıldı, kavgalar çıktı, barışlar yapıldı. Bir fincan Türk kahvesi, sadece içecek değil; bir kültür kapsülü.
2013 yılında UNESCO, Türk kahvesi kültürünü "İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası" listesine aldı. Bu haber büyük sevinçle karşılandı. Ama sonrasında ne yaptık?
Bugün İstanbul'un merkezi semtlerinde geleneksel kahvehane yerine zincir kahve dükkanları hâkimiyet kuruyor. Plastik bardakta servis edilen, İngilizce isimli içecekler, yüzyıllık bir ritüelin önüne geçiyor.
Öte yandan umut verici gelişmeler de yok değil. Üçüncü dalga kahve hareketi, Türkiye'deki genç barista kuşağını kaliteye ve kökene yöneltiyor.
Mirasın gerçek sahibi, onu vitrine koyan değil, yaşatandır. Türk kahvesini yaşatmak istiyorsak, onu gündelik hayatın bir parçası olarak tutmaya devam etmeliyiz.


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!