İSTANBUL (İGFA) - Türkiye’de konut yatırımında geri dönüş süresinin uzaması yatırımcıları alternatif pazarlara yönlendiriyor.
Döviz bazlı kira geliri, dış pazarlarda hareketli ikinci el pazarı ve eksilmeyen uluslararası talebiyle dikkat çeken Kuzey Kıbrıs bu arayışın yükselen merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.
SPOINT Construction Yönetim Kurulu Başkanı Ünal Memiç, İskele bölgesinde temel attıkları 1.159 konutluk projede, yatırımın mülk sahipleri için geri dönüş süresini 10 yıl olarak öngördüklerini belirterek, Türkiye’de bu sürenin 15 yılı aştığına dikkat çekti.
Memiç, yatırım kararlarında etkin ve düzenli kira geliri, profesyonel mülk yönetimi ve öngörülebilir ve makul aidatı hedefleyen işletme modelinin giderek daha fazla önem kazandığını ifade etti.
Türkiye’de konut piyasasında yükselen fiyatlar ve uzayan amortisman süreleri, yatırımcıların iç pazara odaklanmak yerine yakın coğrafyalardaki fırsatları da değerlendirmesine neden oluyor.
Özellikle döviz bazlı kira geliri ve mülk değerlenme potansiyeli sunan, yabancı yatırımcı talebinin güçlü olduğu ve turizm hareketliliğini yıl geneline yayabilen bölgeler, yatırım kararlarında daha fazla öne çıkıyor. Bu eğilimden pay alan merkezlerin başında ise Kuzey Kıbrıs geliyor.
Ada’nın gelişen İskele bölgesi; ulaşım ve altyapısı, uluslararası yatırımcı profili, yabancı oturumcu sayısındaki artış ve turizm potansiyeliyle son dönemde yatırımcıların yoğun ilgisiyle karşılaşan lokasyonlardan biri olarak öne çıkıyor.
SPOINT Construction Yönetim Kurulu Başkanı Ünal Memiç, İskele’de hayata geçirdikleri Vivamore projesi kapsamında yaptığı değerlendirmede, yatırım kararlarında yeni bir döneme girildiğini söyledi.
Yatırımcıların bugün sadece konut satın almadığına dikkat çeken Memiç, satın aldıkları gayrimenkulün nasıl yönetileceğine, hangi gelir modelini sunacağına ve uzun vadede nasıl değer üreteceğine de baktıklarının da altını çizdi.
“Yatırımcı için öngörülebilirlik öne çıkıyor” Gayrimenkul yatırımında en önemli kriterlerden birinin öngörülebilirlik olduğunu belirten Memiç, “Vivamore projemizde yatırımın geri dönüş süresini yaklaşık 10 yıl olarak öngörüyoruz. Türkiye’de ise bu süre en iyi ihtimalle 15 yıl ve üzerine çıkabiliyor.
Yatırımcı açısından önemli olan satın alma maliyeti değil, yatırımın düzenli gelir üretmesi ve uzun vadede değerini koruması. Kuzey Kıbrıs, özellikle döviz bazlı kira modeli sayesinde yatırımcılara farklı bir alternatif sunuyor.
Bölgede yıl boyunca devam eden uluslararası talep, gelir sürekliliğini destekliyor” diye konuştu.
Yıl boyu devam eden talep, İskele bölgesini öne çıkarıyor İskele bölgesinin son yıllarda altyapı yatırımlarıyla gelişimini sürdürdüğünü belirten Memiç, “Bu bölge sadece turizm sezonunda değil, yıl boyunca devam eden uluslararası hareketlilikten besleniyor.
Rusya ve Avrupa ülkelerinden gelen yerleşik yabancı nüfus, sürekli bir kiralama talebi oluşturuyor. Türkiye’den ise çok iyi hava koşulları sebebiyle yılın dokuz ayı boyunca hiç durmadan devam eden ziyaretçi trafiği bu talebi destekliyor.
Son dönemde evlerinden çalışan ve dış ofis kullanmayan ve dijital göçebe olarak adlandırılan profesyonellerin adaya olan ilgisi, düşük vergi avantajı, yaşam kolaylığı ve huzurlu atmosfer nedeniyle artıyor. Bu da yatırımcı açısından düzenli kira geliri potansiyelini güçlendiriyor.
İskele’nin devam eden altyapı yatırımları ve sterlin bazlı kira modeli, bölgenin uzun vadeli değer artışı potansiyelini de destekliyor. Vivamore projemizde, yatırımcılar için sterlin bazında minimum yüzde 36 seviyesinde değer artışı öngörüyoruz.
Bu oran TL’deki kur hareketleri dikkate alındığında ciddi seviyelere çıkabiliyor” dedi.
“Rekabet sadece proje geliştirmekle sınırlı değil” Yatırımcı beklentilerindeki değişimin gayrimenkul sektöründe yeni bir rekabet alanı oluşturduğunu belirten Memiç, “Profesyonel mülk yönetimi, yatırım kararlarında giderek daha belirleyici hale geldi.
Yatırımcı artık sadece anahtar teslim bir konut istemiyor. Kiralama süreçlerinin yönetilmesini, tesis işletmesinin profesyonel şekilde yürütülmesini ve mülkünün değerini koruyacak bir sistemin kurulmuş olmasını bekliyor. Bu nedenle site yönetimi modelini daha proje geliştirme aşamasında kurguladık.
Kurduğumuz mülk yönetimi sistemiyle kiralama operasyonları, ikinci el satış süreçleri ve tesis yönetimi tek merkezden yürütülüyor. Uluslararası turizm platformlarıyla entegre çalışan sistem sayesinde dairelerin yıl boyunca etkin şekilde kiralanmasını hedefliyoruz.
Teknoloji destekli dijital altyapımız sayesinde yatırımcılar da dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, mülklerinin doluluk oranlarını ve kira gelirlerini anlık olarak takip edebiliyor. Bu model, operasyonel kolaylığın yanında gelir yönetiminde de önemli bir avantaj sağlıyor” ifadelerini kullandı.


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!