Bu sorunun cevabı; cephelerde destan yazan kahramanların yüreğinde, bir milletin kaderini değiştiren Mustafa Kemal Atatürk’ün inancında saklıdır.
ANKARA-BHA Seyit Onbaşı’nın sırtladığı mermi, sadece bir topu değil; bir milletin umudunu hedefe taşımıştı.
Cephede yaralı bir ANZAC askerini kucağında taşıyan Mehmetçik ise dünyaya şunu haykırıyordu: “Bu millet, savaşırken bile insanlığından vazgeçmez” Ve 57’inci Alay… “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” sözünü emir bilip, bir adım geri atmadan toprağa düşen o yiğitler… Her biri bir destan, her biri bu toprakların kalbine kazınmış birer mühür oldu.
Düşen bedenler değil; yükselen Türk milletinin onuru, vicdanı ve istiklal aşkıydı. Şehitlerimiz… Sizler bu milletin sönmeyen duası, bitmeyen gücü, tükenmeyen umudusunuz. Ruhlarınız şad, mekânlarınız cennet olsun…


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!