/ Dünya / Prof. Dr. Veysel Ayhan analiz etti: Ortadoğu’da yaşananlar ve savaş

Prof. Dr. Veysel Ayhan analiz etti: Ortadoğu’da yaşananlar ve savaş

MANŞET
0

SESA Enstitüsü Direktörü ve TİMBİR Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Prof. Dr. Veysel Ayhan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırıları ile İran’ın karşı savunma saldırılarının, Ortadoğu’da yaşanan çatışmaların bölgesel bir savaşa evrilme ihtimalini ciddi şekilde gündeme taşıdığını belirtti.

ANKARA - BHA  Prof. Dr.

Ayhan, mevcut durumu ve olası senaryoları şu şekilde detaylandırdı: ​"Bu kapsamda halihazırda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askerî müdahaleleri ile İran’ın karşı savunma stratejisinin bölgesel ve küresel güç dengeleri üzerindeki etkilerini dört olası senaryo çerçevesinde değerlendirmek mümkündür.

Tabi ki yaşanan çatışmanın dinamiğinden kaynaklı beklenmeyen durumlar da ortaya çıkabilmektedir.   ​Kısaca özetleyecek olursak olası senaryolar; tarafların geçici bir ateşkesle çatışmayı dondurduğu sınırlı çatışma modeli, rejim ayakta kalmakla birlikte çatışmanın bölgesel cephelere yayıldığı kademeli tırmanma süreci, savaşın doğrudan İran rejiminin devrilmesini hedefleyen çok cepheli bir bölgesel savaşa dönüşmesi ve son olarak yoğun askerî ve ekonomik baskı altında rejimin iç dinamikler yoluyla çözülmesi olasılıkları tartışılmaktadır.   ​ABD-İsrail saldırıları ve İran’ın karşı savunma stratejisi Ortadoğu ve küresel güç dengeleri açısından dört senaryonun gündeme gelmesine yol açmaktadır.

Bu çalışma kapsamında geliştirilen dört senaryo (sınırlı çatışma, kademeli tırmanma, rejim merkezli bölgesel savaş ve rejimin içten çökertilmesi) mevcut savaşın yalnızca askeri değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel bir kırılma potansiyeli taşıdığını ortaya koymaktadır.

Savaşın seyri, tarafların ilan ettikleri hedeflerden ziyade, karşılıklı yıkım kapasitesi, caydırıcılık dengesi ve iç siyasal dayanıklılıkları tarafından belirlenecektir."   ​1.

Sınırlı Çatışma Senaryosu ​"Bu senaryoda taraflar doğrudan kamuoyuna paylaşılan hedefleri gerçekleştirmeyi öteler ve geçici bir ateşkes ile bir sonraki savaşa hazırlık yapar.

Birinci senaryo olan sınırlı çatışma modeli, karşılıklı ağır saldırılara rağmen tarafların doğrudan rejim devrilmesini veya topyekûn savaşı hedeflemekten kaçınarak geçici bir ateşkese yönelmelerini öngörmektedir.

Bu senaryonun gerçekleşmesi, özellikle İran’ın karşı vuruş kapasitesinin sürdürülebilirliği ve İsrail-ABD savunma sistemlerinin dayanıklılığı ile doğrudan bağlantılıdır.   ​Eğer taraflar, karşı tarafın tamamen etkisizleştirilemeyeceğini ve maliyetlerin hızla artacağını kabul ederse, çatışma kontrollü bir caydırıcılık dengesine evrilebilir.

Aynı zamanda ABD ve İsrail’in askeri hazırlık dereceleri, mühimmat miktarları, halkın psikolojik durumu ve bölgesel müttefiklerin gördüğü zarar da ateşkesin oluşmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu durumda ateşkes, kalıcı bir barıştan ziyade bir sonraki çatışma evresine hazırlık anlamına gelecektir.

Nitekim taraflar yalanlasa da müzakere ve ateşkes için bazı görüşmelerin yapıldığı uluslararası basına yansıdı."   ​2. Kademeli Tırmanma Senaryosu ​"İkinci senaryo olan kademeli tırmanma ise sahadaki mevcut dinamiklerle daha uyumlu görünmektedir.

İran’a yönelik saldırılar artar, ancak rejim çökmez; bölgesel cepheler genişler.

Saldırıların yoğunluğunun artması, İran’ın yalnızca İsrail’i değil, ABD üslerini ve Körfez’deki askeri ve sivil yerleri de vurması; Irak’taki İran’a yakın milislerin Erbil’e saldırıları; Yemen ve Lübnan cephelerinin hareketlenmesi, çatışmanın yatay genişleme eğilimi taşıdığını göstermektedir.

Bu durum, İran’ın savaşı İran topraklarının dışına taşıma mantığının pratik bir tezahürü olarak okunabilir.   ​Böyle bir tırmanma, bölgesel aktörlerin doğrudan savaşa dâhil olmasına ve Arap ülkelerinin Batılı güçlerle birlikte İran karşıtı bir blok içinde askeri olarak hareket etmesine yol açabilir.

Özellikle Körfez ülkelerinden yapılan açıklamalar ve ABD Kongre üyelerinin de bu yönde beyanları bu olasılığı güçlendirmektedir.

Bu senaryo, tam ölçekli bir bölgesel savaşa evrilme riskini içinde barındırmaktadır.   ​Nitekim, Fransa, İngiltere ve Almanya’nın (E3), İran’ın İHA ve füze fırlatma kapasitesini müttefikleri ve Ortadoğu’da yaşayan vatandaşları için bir tehdit unsuruna haline dönüştüğünü ileri sürerek, İran’a karşı 'gerekli ve orantılı savunma eylemlerine' hazır olduklarını açıkladılar.

Benzer şekilde ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü, 1 Mart 2026 tarihinde ABD, Bahreyn, Ürdün, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri hükümetleri adına hazırlanan ortak bir bildiri yayımladı.

Bildiride İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarının tehlikeli bir tırmanış ve istikrarsızlığa yol açtığı ve kınandığı ifadesine yer verilmiş ve 'Meşru müdafaa hakkımız saklıdır' açıklaması yapılmıştır.

Söz konusu açıklamaya rağmen 2 Mart sabahı İran güçleri Suudi Arabistan’ın en büyük rafinerisine insansız hava unsurları ile saldırı düzenledi. Dolayısıyla savaşın kademeli olarak tırmanma eğilimi içerisinde olduğu açıktır."   ​3.

Rejim Merkezli Bölgesel Savaş Senaryosu ​"Üçüncü senaryo olan rejim merkezli bölgesel savaş, çatışmanın doğrudan İran rejiminin devrilmesi hedefiyle genişletilmesi durumunda ortaya çıkacaktır. Savaş İran rejiminin devrilmesine yönelik tırmandırılır; çatışma çok cepheli bir bölgesel savaşa dönüşür.

Böyle bir strateji, İran açısından savaşı sınırlı bir askerî karşılık çerçevesinden çıkararak varoluşsal bir mücadeleye dönüştürecektir.   ​Bu noktada İran’ın sahip olduğu tüm askeri kapasiteyi kullanmasının yanı sıra vekil ağları ve bölgesel milis kapasitesi üzerinden savaşı çok cepheli bir bölgesel çatışmaya dönüştürmesi kuvvetle muhtemeldir.

Irak-Suriye sınırında çatışmalardan Yemen-Suudi Arabistan sınırına, hatta Bahreyn gibi kırılgan alanlara uzanan bir istikrarsızlık zinciri oluşabilir.

Bu senaryo özellikle enerji güvenliği, deniz ticareti ve küresel finans piyasaları üzerinde doğrudan etkiler yaratabilecek sistemik sonuçlar doğuracaktır. Aynı zamanda tüm Arap yarımadasını büyük bir çatışmanın ve savaşın içerisinde sürükleyebilir.

Bu durum küresel enerji piyasasının yanı sıra küresel güçlerin de içerisine sürükleneceği daha büyük bir çatışmanın yaşanmasına yol açabilir.   ​Nitekim 1 ve 2 Mart günlerinde İsrail-Hizbullah çatışmasının yeniden başlaması, Iraklı Şii milis kuvvetlerinin Bağdat başta olmak üzere ülkedeki Amerikan üslerine saldırıları üstlenmesi, Yemenli grupların çatışmaya girmek için hazırlıklarını tamamlamak üzere olduğuna dair tespitler; öte yandan Avrupalı güçlerin de savaşa katılacaklarına dair açıklamalar Ortadoğu’yu büyük bir çatışmanın içerisine sürüklemektedir."   ​4.

Rejimin İçten Çökertilmesi Senaryosu ​"Dördüncü senaryo olan rejimin içten çökertilmesi ise doğrudan askerî yenilgiden ziyade, yoğun yıkım ve askeri yapılarda çözülme sonrası ortaya çıkabilecek bir iç dönüşüm ihtimaline dayanmaktadır. İsrail ve Batı ile uyumlu bir rejim inşası hedeflenir.

Uzayan ve yıkıcı bir savaş, İran’ın askerî ve sivil altyapısında telafisi güç zararlar doğurursa; elitler arası bölünmeler, ordunun belirli unsurları ile reformist siyasal aktörlerin dış destekle yeni bir uzlaşı arayışına girmesi teorik olarak mümkün olabilir.   ​ABD yönetiminin, özellikle Venezuela tecrübesinden sonra, İran bağlamında en fazla tercih ettiği senaryonun bu model olduğu açıkça görülmektedir.

Donald Trump, Venezuela örneğini 'benzersiz ve mükemmel bir senaryo' olarak tanımlamış; bu modelde yalnızca üst düzey siyasi liderliğin tasfiye edildiğini, buna karşılık devletin kurumsal yapılarının büyük ölçüde korunarak Washington ile iş birliğini sürdürdüğünü vurgulamıştır.

Bu çerçevede Trump, İran için de benzer bir senaryonun mümkün olduğunu ifade etmiş; ABD ile çalışmaya hazır, pragmatik ve yeni bir siyasi liderliğin ortaya çıkması hâlinde, Tahran’a yönelik uygulanan uluslararası yaptırımların ve ambargoların kaldırılmasının gündeme gelebileceğini belirtmiştir.   ​Ancak dış müdahaleyle şekillenen rejim değişikliği senaryoları, tarihsel örnekler dikkate alındığında ciddi istikrarsızlık ve güç boşluğu riski barındırmaktadır.

İran’ın son kırk yılda oluşturduğu askerî ve ideolojik nüfuz ağları ile ülkenin etnik ve mezhepsel çeşitliliği göz önüne alındığında, ideolojik ve küresel ittifak boyutunda yaşanacak olası dönüşümün içerde kontrolsüz iç çatışma dinamiklerinin ortaya çıkmasına yol açabilir.

Bu nedenle söz konusu senaryo, kısa vadeli stratejik kazanımlar üretse dahi, orta ve uzun vadede yüksek maliyetli yapısal riskler içermektedir."    

Google News'te Takip Et E-Manşet haberlerini Google Haberler'den anında okuyun
YouTube Kanalimiz

Roportajlar, insan hikayeleri, belgeseller...
Binlercesi YouTube kanalimizda.

Abone Ol
Whatsapp Hattı Son dakika haberler için bizi takip edin! 0501 565 85 16
Mobil Uygulama
"

Mobil Uygulamamız Çok Yakında! Binlerce haberden anında haberdar ol, ilgi alanına göre haber oku.

"

Çok Yakında!

Mobil uygulamamız üzerinde çalışıyoruz. Çok yakında App Store ve Google Play'de yayında olacak!